- Anasayfa
- Hakkımda
- Şarkı Sözleri
- Makaleler
- Bestekarlar
- E-Kitap
- Notalar
- Haberler
- Videolar
- Ziyaretçi Defteri
- Önemli Linkler
- Musikişinas Atatürk
- İletişim
Benim gönlüm sarhoştur yıldızların altında - Notası – Sözleri - Video
Makam: Nihavend
Bestekar: Kaptanzade Ali Rıza Bey
Sanatçı: Ay Işığı Grubu & Mine Geçili
Güftekar: Ömer Bedrettin Uşaklı
Usül: Nim Sofyan

"Yıldızların Altında" (Benim Gönlüm Sarhoştur Yıldızların Altında), Türk müziğinde Nihavent makamının ve modern fantezi/tango formunun en bilinen başyapıtlarından biridir. Şarkının hikâyesi, Türk edebiyatının hüzünlü ve naif şairi Ömer Bedrettin Uşaklı ile Kaptanzâde'nin yollarının kesişmesine dayanır.
Bazı kaynaklarda tango diye geçmesine rağmen batıda Vals formuna daha yakındır.
Ömer Bedrettin Uşaklı, Anadolu'da kaymakamlık yaparken küçük kızı Yıldız'ı amansız bir hastalık (verem) yüzünden kaybeder. Bu evlat acısı şairi derinden sarsar ve adeta hayata küstürür. Geceleri gökyüzüne bakarak kızını arayan şair, içindeki bu boşluğu ve sevgi arayışını "Sevişmek ah ne hoştur yıldızların altında" mısralarıyla şiire döker.
Şarkının ilk anlatılan dramatik evlat acısı hikayesinin yanı sıra, bu eserin tamamen gencecik bir idarecinin aşk ve doğa hayranlığına dayanan Manavgat Irmağı hikayesi de oldukça yaygındır.
Şair Ömer Bedrettin Uşaklı, mülkiyeden mezun olduktan sonra 1928-1932 yılları arasında Antalya'nın Manavgat ilçesinde kaymakamlık yapmıştır. Yerel anlatılara ve edebiyat tarihindeki bazı notlara göre şarkının hikâyesi şöyledir:
Şiirde geçen "Mavi nurdan bir ırmak, gölgede bir salıncak / Bir de ikimiz kalsak yıldızların altında" dizeleri, aslında doğrudan Manavgat Irmağı’nı (eski adıyla Melas) tasvir etmektedir. Şair, kimselere görünmeden, sadece doğanın şahitliğinde yaşadığı bu saf aşkı ve hissettiği baskıyı korumuştur. Mısralarını nehrin kenarında kaleme almıştır
Anlatıya göre gencecik bir bürokrat olan Ömer Bedrettin, Manavgat'ta görev yaparken gönlünü bir güzele kaptırır. Ancak o dönemin toplumsal yapısı ve üstlendiği resmi makam (kaymakamlık) nedeniyle sevgilisiyle göz önünde rahatça buluşamaz. İki sevgilinin tek sığınağı, geceleri kimsenin olmadığı Manavgat Irmağı’nın kenarı, ağaçların gölgesi ve gökyüzündeki yıldızlar olur.
Benzer şekilde, Kaptanzâde Ali Rıza Bey de küçük yaşta evladını kaybetmiş ve bir daha çocuk sahibi olamamıştır. İşte şair ile yollarının kesişme noktası burada başlar.
Şairin ruhundaki bu derin yalnızlığı ve gökyüzü tutkusunu kendi acısıyla özleştiren Kaptanzâde, şiiri o kadar hisli ve zamansız bir ritimle besteler ki eser Cumhuriyet'in ilk popüler aşk şarkısına dönüşür.
Şarkıda geçen "Ettiğim ah değildir, bahtım siyah değildir / Buse günah değildir yıldızların altında" dizeleri, dönemin muhafazakâr yapısına karşı aşkın, romantizmin ve sevginin masum bir savunması niteliğindedir..
Benim gönlüm sarhoştur yıldızların altında
Sevişmek ah ne hoştur yıldızların altında
Yanmam gönlüm yansa da ecel beni ansa da
Gözlerim kapansa da yıldızların altında
Mavi nurdan bir ırmak gölgede bir salıncak
Bir de ikimiz kalsak yıldızların altında
Yanmam gönlüm yansa da ecel beni ansa da
Gözlerim kapansa da yıldızların altında

Hazırlayan: Suat Yener
08.10.2020