Bursa'nın ufak tefek taşları - Hikâyesi-Notası-Sözleri-Video

Makam: Hüseyni

Bestekar: Anonim

Sanatçı: Müzeyyen Senar

Güftekar: -

Usül: Aksak

“Bursa’nın Ufak Tefek Taşları”, Çaydere köyünde yaşayan, Çaydereli Osman adındaki sıradan bir gencin hikâyesidir.

 

Kesin yazılı bir tarihi olay yerine, halk arasında dilden dile yayılan bir sevda ve hasret hikayesine dayanır. Anonim olan bu eser, Bursa ve yöresinin (özellikle Keles halk oyunlarının) en bilinen ve kaşıkla (Bursa Sekmesi) oynanan neşeli ama içli türkülerinden biridir.

 

Bursa Sekmesi, Bursa yöresine ait, özellikle Keles bölgesiyle özdeşleşmiş geleneksel bir Türk halk oyunudur. Bursa'nın en eski kültür ögelerinden biri olan bu oyun, genellikle bağlama, saz, davul veya zurna eşliğinde, kendine has 9/8'lik aksak ritimle oynanır.

 

Genellikle iki kişi tarafından karşılıklı olarak oynanır. Oyuncular kollarını dirseklerden kırarak, çalınan müzik (ritim) eşliğinde kaşıkları da kullanarak sağa sola savururlar. Adından da anlaşılacağı üzere temelinde "sekme" adımları bulunur. Oyuncular birbirlerine yaklaşıp uzaklaşarak (gelgit yaparak) ritim tutar ve ardından sırtlarını dönerek yer değiştirirler.

 

Son yıllarda bu oyun, çocukların ritim, denge ve koordinasyon becerilerini geliştirmek amacıyla geleneksel çocuk oyunu olan seksek ile birleştirilerek ilköğretim düzeyindeki öğrencilere de öğretilmektedir.

 

Osman, sıradan bir gençtir. Kuzeni Nasuh Çavuş ile birlikte Ula'ya bir gelin alma törenine gittiğinde, kız evinde oynayan Balalar sülalesinden Gülayşe adında bir kıza ilk görüşte sırılsıklam aşık olmasıyla hikâye başlar.

 

Aşkından adeta deliye dönen Osman, normal şartlarda görmesi imkânsız olan Gülayşe'yi tek bir saniye bile olsa görebilmek için Ula ve çevresindeki tüm köy düğünlerine çağrılmadan gitmeye başlar. Her düğün haberini aldığında atına atlayıp yollara düşmüş,duygularını bağlama çalarak ve türkü söyleyerek dile getirmiştir.

 

Köylülerin ve bölge gençlerinin "Sen buralı değilsin, neden her düğündesin?" soruları ve merakı karşısında Osman, hissettiği bu büyük aşkı sazı eline alarak sözlerle dışa vurur. Bu ilan-ı aşk, halk dilinde nesilden nesile aktarılarak meşhur türkülerin doğmasına sebep olur.

 

Hikâye; “Bursa’nın ufak tefek taşları” tekerlemesi ile başlıyor. Gülayşe’nin keman yayına benzeyen kaşlarını anlatıyor. Keman yayı (arşe) benzetmesi felsefedeki insanın duyguların dışa vurmasıdır.

 

Gülayşe’nin omuzlarına düşen saçları ile esmer güzeli olduğunu vurguluyor.

 

 

Bu güzel türkü dilden dolaşıp musiki edebiyatına Hüseyni Türkü olarak giriyor. Müzeyyen Senar’ın nefis yorumu ile efsaneleşiyor.



Bursa'nın ufak tefek taşları

Keman olmuş o yarimin kaşları

Bir omuzdan bir omuza saçları

A benim esmer güzelim

yarimle kol kola gezelim


Meşeli dağlar meşeli

Dibinde halı döşeli

Kül oldum aşka düşeli

A benim esmer güzelim

yarimle kol kola gezelim


Hamamın üçtür kurnası

İçinde üç kız yunası

Üç kızın biri benim olası

A benim esmer güzelim

yarimle kol kola gezelim

Hazırlayan: Suat Yener