- Anasayfa
- Hakkımda
- Şarkı Sözleri
- Makaleler
- Bestekarlar
- Notalar
- Haberler
- Videolar
- Ziyaretçi Defteri
- Önemli Linkler
- Musikişinas Atatürk
- İletişim
Zekai Dede (1825-1897)

1825 yılında İstanbul Eyüp'te Cedit Ali Paşa mahallesinde doğdu. Babası Hafız Süleyman Efendi, imam aynı zamanda hat hocası ve tanınmış bir hattattır. Zekai Dede'nin annesi Ziyneti Hanım ise Hacı Hasan Efendi'nin kızıdır. Zekai Dede ailenin tek çocuğudur. Fatma Hanım ile evlendi. Bestekâr Ahmet Irsoy'un babasıdır.
Zekai Dede, 18 yaşını bitirdiği zaman hafız oldu ve babasından da hat icazet-namesi aldı. Balıklı Hoca Ali Efendi'ye devam ederek medrese eğitimi aldı. Aynı yıllarda gene Eyüp'te oturan Eyyubi Mehmet Bey'den musiki dersleri almaya başladı. Kazasker Mustafa İzzet Efendi'ye devam ederek sülüs ve nesih yazıları öğrendi. Mehmet Bey, bir yıl ders verdikten sonra Zekai Dede'yi, diğer öğrencisi Hamdi Efendi ile beraber, Dede Efendi'nin konağına götürerek takdim etti. İsmail Dede'ye devam ederek meşke başladı. 1844 yılında Dede Efendi ile yaptığı meşkler 10 ay devam etti. 88 defa meşk etti. Dede Efendi'nin meşk teklifine Eyyubi Mehmet Bey sıcak bakmadı ve kaçamak bahanelerle kabul etmek istemedi. Bunun üzerine Dede Efendi, Eyyubi'ye “Oğlum Mehmet sen musikimizin orostopolluklarını bilmezsin, onu Zekai’ye ancak ben öğretebilirim”. Bunun üzerine Mehmet Bey çaresiz razı olur.
1845 başlarında bir gün, Mehmet Bey, Suzidil makamında bestelediği besteleri Dede'ye takdim edince, İsmail Dede, bu faslın Ağır Semai'sinin Zekai Efendi tarafından bestelenmesini istemiş, öyle yapılmıştır. Bu, Zekai Dede'nin büyük formdaki ilk eseridir.
Dil hasret-i vaslın ile nalân gel efendim,
Nâzınla beni eyleme giryan gel efendim,
Etmekde bu aşk sûz-i dilim dem-be dem efsun,
Bir kat da sen etme beni suzan gel efendim.
1845 ortalarında Zekai Dede, Mustafa Fazıl Paşa'nın isteği üzerine sarayda "Musiki Muallimliği" görev yapmaya başladı ve saraya yerleşti. Paşa ile Mısır' giden Zekai Dede, nazari olarak bildiği Arapçasını Mısır'da pratik olarak da ilerletti. Mısır'da dini ve dindışı mahalli musikiyi incelemiş ve Arapça güfteli "Şugl" denen ilahilerinin çoğunu Mısır'da besteledi ve Mısır'da Şeyh Şihab ile meşk etti.
1868 yılında Mevlevi,1883 yılında “Darüşşafaka Musiki Muallimi” oldu ve ölümüne kadar 14 yıl Darüşşafaka'ya devam ederek bir nesile Türk Musikisi dersleri verdi. 1884 yılında Arif Dede'nin ölümüyle Eyüp Mevlevi hanesi kudümzen başkanlığı boşaldı. Kudüm zen başlığı görevini kabul etti ve kendisine "Dede" unvanı verildi.
Oğlu Ahmet Irsoy, babasının 5 ayin, 100 kadar Kar, Beste ve Semai, 400 küsur İlahi, Şarkı ve Marş bestelediğini söylemiştir. 5 ayin ile 95 Kar, Beste ve Semai elimizde olmasına rağmen, küçük formla bestelediklerinin yalnız 163'ü günümüze gelebilmiştir. Musikisi tarihinde önemli yeri vardır. Bayati Buselik makamını ilk defa Zekai Dede kullanmıştır. Sengin Semai usulünde bestesi şöyledir:
Rahat bulamam ney gibi zâr eylemeyince
Ol gözleri ahuya şikâr eylemeyince
Bir lâhza gönül eylenemez sensiz efendim
Tâ zülf-i şeminide karar eylemeyince.
1897 yılında İstanbul'da öldü. Cenazesi büyük bir cemaatle Kaşgari Dergâhı civarına gömüldü. Öğrencilerinden Ahmet Avni Konuk onun için “Ben hayatımda onun gibi âşık bir adam görmedim.” demiştir. Hocası Zekai Dede'nin vefat üzerine Suzidil Mersiye Kar'ı besteledi.
Ey bülbül-i hoş neva hamuş ol
Vey kalb-i hazin zehr-nuş ol
Üstad-ı hüner Zekai gitti
Ey beng-i adem sürud guş ol
Avni dil-i zare tesliyet yok
Ey eşk-i dü dide pü-huruş ol
Hicazkâr, Sengin Semai şarkısı:
Gülşende hezâr nağme-i dem-saz ile mahzuz
Mutrîb-ı tarâbsâz-ı hoş-âğâz ile mahzuz
Bî-hûdekomaz kimseyi tesliyyet-i hatır
Muhtac-ı kerem va’de-i incaz ile mahzuz
“Bülbül, gül bahçesinde derdine sırdaş olan nağmelerle mutludur.
Sevinçle dolu olarak çalıp söyleyenler, hoş sesler veren sazlar ile mutludur.
Gönül almalar kimse için boşa gitmez; zira sevgilinin keremine muhtaç olan âşıklar, sözlerin yerine getirilmesiyle mutlu olurlar.
Zekai Dede'nin kayıtlı besteleri:
| Teyakkazû teyakkazû yâ neyâmû | Acem | Düyek | Hz.Bilâl-i Habeşî |
| Var mıdır âlemde hiç bir nesne bu candan lezîz | Acem Aşîran | Düyek | Hakkı |
| Benim maksûdum âlemde değildir lâkin illâ "Hû" | Ferahnâk | Düyek | Azîz Mahmûd Hüdâî Hz. |
| Derd-i Hakk'a tâlib ol dermâna erem dersen | Ferahnâk | Hafif | Niyâzî-i Mısrî |
| Ol kadar mukbîl ü mahbûb-i hüdâsın ki seni... | Ferahnâk | Devr-i Hindî | Şeref |
| Yâ vasî-el mâğfiret hâlime senden meded | Hicaz | Sofyan | İbrâhim Hakkı(Erzurumlu) |
| Şöyle sakla sırr-ı aşkı tende canın duymasın | Hicazkâr | Nim Evsat | Hakkı |
| Andelîb-i bâğ-ı hicrân olmuşam yâ Rabbenâ | Hüseynî | Evsat | Kâmil Efendi (Şeyh) |
| Derdim izhar edemem bezm-i şarab olmayıcak | Hüzzâm | Hafif | _ |
| İlâhel âleminsin Rabb-i alâ | Hüzzâm | Düyek | _ |
| Biz hatm-i hâce ederiz | Kûçek | Düyek | Kâmil Efendi (Şeyh) |
| Elhamdü Lillâhi'llezi sultânühü na'tü'l ezel | Rast | Düyek | Abdülkâdir Geylâni |
| Yâ Resûlallah şefaat eyle Allah aşkına | Rast | Devr-i Hindî | _ |
| Zât-ı mir'at-ı Hüdâ'sın yâ Muhammed Mustafa | Segâh | Evsat | Kâmil Efendi (Şeyh) |
| Dil hasret-i vaslın ile nâlân gel efendim | Sûzidil | Ağır Sengin Semâî | _ |
| Bârekallah dü cihânın serveri | Sûzidilârâ | Düyek | Fevzî |
| Senin vasfın leb-i takrîre gelmez yâ Resûlallah | Uşşâk | Serbest | Salâhî |
| Bir şeh ki tâc-dârân olmakta hâk-i râhı | Acem | Lenk Fahte | _ |
| Etmezem ikrâr aşkı saklarım cânım gibi | Acem | Aksak Semâî | _ |
| Ey bülbül-i şûrîde gülistânıma girme | Acem | Yürük Semâî | _ |
| Ney gibi inlersin ey dil müptelâlık var gibi | Acem | Çenber | _ |
| Yine aşkın sırrı düştü serime | Acem | Sofyan | Yûnûs Emre |
| Aldanma dünya varına | Acem | Düyek | Sâbit |
| A sultânım sen vâr iken ya ben kime yalvarayım | Acem Aşîran | Sofyan | Yûnûs Emre |
| Bin cefâ görsem ey sanem senden | Acem Aşîran | Muhammes | _ |
| Kerîm Allah Rahîm Allah... | Acem Aşîran | Sofyan | İbrâhim Hakkı (Erzurumlu) |
| Lûtf eyleyip bir kez nazar eylerse ger sultânımız | Acem Aşîran | Durak Evferi | Azîz Mahmûd Hüdâî Hz. |
| Âşık gam-ı dil-rübâsız olmaz | Acem Kürdî | Yürük Semâî | _ |
| Bir nâzenîne âşık-ı zâr olmak isterim | Acem Kürdî | Aksak Semâî | _ |
| Dildâr işitip velvele-i efganım | Acem Kürdî | Remel | _ |
| Kimi mestâne-seher yâr ile gülşende yatır | Acem Kürdî | Muhammes | Rûhî (Bağdat'lı) |
| Ol gülün gülzâr-ı hüsnü bâd-ı mihnet bulmasın | Bayâti | Devr-i Kebîr | _ |
| Hey bâz şîrî bâ-şeker âmîhtend | Bayâti Bûselik | Devr-i Revân | _ |
| Lâ'lin gören ey hûr-lika kevseri n'eyler | Bayâti Bûselik | Remel (Ağır) | Yahyâ Nazîm Efendi |
| Rahat bulamam ney gibi zâr eylemeyince | Bayâti Bûselik | Sengin Semâî | _ |
| Şeb-i âşıkan-ı bî-dil çi şeb-i dırâz bâşed | Bayâti Bûselik | Yürük Semâî | _ |
| Aşkın ile âşıklar yansın yâ Resûlallah | Beste Isfahan | Sofyan | Yûnûs Emre |
| Ben yine bir dilber-i rânâya oldum müptelâ | Dilkeşhâverân | Şarkı Devr-i Revânı | _ |
| Düştükçe safâ eyleyelim sizde ve bizde | Dilkeşhâverân | Yürük Semâî | _ |
| Gönül o gonce-fem'in çâker-i kemînesidir | Dilkeşhâverân | Zincir | _ |
| Nice doyunca görem sen gibi nâzik-bedeni | Dilkeşhâverân | Aksak Semâî | _ |
| Nigâhın dil-rübâdır can-fezâdır | Dilkeşhâverân | Curcuna | _ |
| Sâyesinde şimdi âlem şâd ü hurrem ser-te-ser | Dilkeşhâverân | Ağır Aksak | _ |
| Şükûfezâr-ı izârın gülün nazîresidir | Dilkeşhâverân | Zincir | Enderûnî Vâsıf |
| Ruhlerin kıldık temâşa zülf-i anber-fâme dek | Evc | Çenber (Ağır) | _ |
| Sübhâne'l Melikü'l Mevlâ | Evc | Sofyan | _ |
| Dil teşnedir mâh-tâbe | Ferahnâk | Düyek | _ |
| Sensiz cihanda âşıka işret revâ mıdır | Ferahnâk | Yürük Semâî | Nahîfî |
| Söyletme beni cânım efendim kederim var | Ferahnâk | Hafif | Leylâ Saz |
| Benzetirlerse hilâli n'ola âlem kaşına | Gerdâniye | Çenber | _ |
| Etse Gerdâniye'den yâr ağaz | Gerdâniye | Aksak Semâî | _ |
| Müptelâyım bir periye dil-sitânım kim bilir | Gerdâniye | Lenk Fahte | _ |
| Ol müjeler ki fitneye oldu sipâhi çâr-sâf | Gerdâniye | Yürük Semâî | Cevrî |
| Yenişehir yine aldık seni biz | Gerdâniye | Aksak | _ |
| Ben bir Türk'üm dinim cinsim uludur | Hicaz | Aksak | Mehmet Emin Yurdakul |
| Geh bahr ü gehi habab-ı aşkım | Hicaz | Yürük Semâî | _ |
| Şerib tü bi kes-i üns-i mintin bî hamreti | Hicaz | Sofyan | Ahmet Bedevî(Seyyîd) |
| Aşüfte-dil'iz dâm-ı hevâ meskenimizdir | Hicaz Aşîran | Yürük Semâî | _ |
| Gönlümü vîran eden a'dâyı dilşâd eyleme | Hicaz Aşîran | Çenber | _ |
| Heme nîm mest-i keştem kadeh-i diger meded kün | Hicaz Aşîran | Aksak Semâî | _ |
| Zülfün ki benim sünbül-i bağ-ı hevesimdir | Hicaz Aşîran | Fer | _ |
| Bir kerre iltifâtın ile hurrem olmadık | Hicazkâr | Darb-ı Fetih | _ |
| Bûs-i lâ'l-i dilberi her dem ki efkâr eyledim | Hicazkâr | Çenber | _ |
| Bülbül gibi pür oldu cihan nağmelerimden | Hicazkâr | Yürük Semâî | _ |
| Gülşende hezâr nağme-i dem-sâz ile mahzuz | Hicazkâr | Ağır Sengin Semâî | _ |
| Hicr-i lebinde yârin bir dil ki oldu nâ-hoş | Hicazkâr | Lenk Fahte | Yahyâ Nazîm Efendi |
| O nev-nihâl ki serv-i revân olur giderek | Hicazkâr | Zincir | İsmail Müşfik Efendi(Hâfız) |
| Çekip şemşîr-i safvet eyledin düşmanları tedmîr | Hisâr Bûselik | Ağır Düyek | _ |
| Gönlüm heves-i zülf-i siyehkâre düşürdüm | Hisâr Bûselik | Yürük Semâî | _ |
| Hamiyyetle gönüller doldu sevdâ-yı şehâdetten | Hisâr Bûselik | Yürük Semâî | _ |
| Vuslata nâil de etse ger felek | Hisâr Bûselik | Ağır Aksak | _ |
| Yâr alıp destine peymâne gelir mi bilmem | Hisâr Bûselik | Aksak Semâî | Enderûnî Vâsıf |
| Yâr olmayıcak câm-ı safâyı çekemez dil | Hisâr Bûselik | Darb-ı Fetih | Gammî |
| Zahm-i sînem hançer-i zerkâr bilmez kim bilir | Hisâr Bûselik | Çenber | _ |
| Baktıkca hüsn ü ânına hayran olur âşıkların | Hüseynî Aşîran | Lenk Fahte | _ |
| Bî-hûş olurum nâz ile reftârı görünce | Hüseynî Aşîran | Hafif (Ağır) | _ |
| Cemâlin şem'ine pervâne gönlüm | Hüseynî Aşîran | Curcuna | _ |
| Reng-i âl'i ruhundan almış gül | Hüseynî Aşîran | Ağır Sengin Semâî | _ |
| Şarab iç kızarsın ruhun gülleri | Hüseynî Aşîran | Yürük Semâî | _ |
| Açıldı verd-i nev-bahar bülbüller etsin | Hüzzâm | Aksak Semâî | _ |
| Ah eyle gönül vuslat-ı cânân ise maksûd | Hüzzâm | Ağır Sengin Semâî | _ |
| Dil verdiğin ol çeşm-i siyeh-meste işittim | Hüzzâm | Yürük Semâî | Enderûnî Vâsıf |
| Vâr iken sende bu âyine gibi sîne-i sâf | Hüzzâm | Evsat | Enderûnî Vâsıf |
| Sakın dünyâya aldanma | Isfahan | Düyek | Azîz Mahmûd Hüdâî Hz. |
| Sanma açıp sînemi şerh edecek yâre yok | Isfahan | Yürük Semâî | Mahmut Râtib Bey |
| Amâde olur zevk-i Cem'e zümre-i rindân | Karcığar | Ağır Sengin Semâî | _ |
| Dil haste-i muhabbet dûçâr-ı hicr-i cânân | Karcığar | Lenk Fahte | _ |
| Feryâd ederim zülf-i siyehkârın elinden | Karcığar | Firengifer (Ağır) | _ |
| Gam değil bana cefâ ise eğer mu'tâdın | Karcığar | Yürük Semâî | _ |
| Ben neler çekmekteyim bilsen dil-i âvâreden | Mâhûr | Şarkı Devr-i Revânı | _ |
| Durmaz yanar vücûdum âh etmeyip n'ideyim | Mâhûr | Sofyan | Yûnûs Emre |
| Âşık oldum ben yine bir âfet-i meh-peykere | Mâhûr Bûselik | Çenber | _ |
| Kûhl-i işve hâk-i pây-i çeşm-i fettânın senin | Mâhûr Bûselik | Aksak Semâî | _ |
| Mest ü harab mîrevem ez mey-i aşk-ı zülulâ | Mâhûr Bûselik | Yürük Semâî | _ |
| Mîresed ey can bâd-ı baharî | Mâhûr Bûselik | Fer | _ |
| Hengâm-ı safâdır yine sen nûş-i mey eyle | Muhayyer | Darb-ı Fetih | _ |
| Agûşe çekerdim seni pîrâhenin olsam | Muhayyer Kürdî | Yürük Semâî | _ |
| Arz-ı niyâzımız sana gerçi cemîledir | Muhayyer Kürdî | Darb-ı Fetih(Ağır) | _ |
| Dil-sûz eden ol âfeti tâb-ı nazarımdır | Muhayyer Kürdî | Aksak Semâî | _ |
| Hayli dem hicrinle sûzanken gönül sevdiğim | Muhayyer Kürdî | Devr-i Hindî | _ |
| Va'd eyleyicek vaslını dünyâ benim oldu | Muhayyer Kürdî | Hafif (Ağır) | Enderûnî Vâsıf |
| Bir işâret eylese ebrûlerin | Muhayyer Sünbüle | Aksak | _ |
| Ağlarım ağladığım yâre nümâyân olmaz | Müstear | Curcuna | _ |
| Gönül der-bend-i geysû-yi muanber olmak istermiş | Müstear | Muhammes | Veled İzbulak (Çelebi) |
| KAR-I GEYSU (Gönül der-bend-i...) | Müstear | Muhammes | Veled İzbulak (Çelebi) |
| Rabbün Allah ül lezi lâ ma'bude illâ Hû | Nevâ | Çenber | _ |
| Yine bağlandı dil bir nev-nihâle | Nevâ | Yürük Semâî | _ |
| Ey gonce-i zîbâ-yı gülistân-ı tarâvet | Nevâ Bûselik | Sengin Semâî | _ |
| Ne geçti bir sözüm ol mest-i nâze | Nevâ Bûselik | Yürük Semâî | _ |
| Açıldı sahn-ı gülşen çeng ü çegânelerde | Nevâ-Kürdî | Lenk Fahte | _ |
| Gül yüzün gülşende cânâ gösterirken gül güle | Nevâ-Kürdî | Aksak Semâî | _ |
| Hey hey diye hânendeler ettikce terâne | Nevâ-Kürdî | Yürük Semâî | _ |
| Yâre dedim "tâb-ı mülden gül-gül olmuşsun yine" | Nevâ-Kürdî | Devr-i Revân | _ |
| Hicr-i gül-ruhtan mıdır âhın senin | Nihâvend-i Kebîr | Ağır Aksak | _ |
| Mestâne-i aşkım ben ayamadım | Nikrîz | Düyek | Hakkî |
| Cûylarla kûhsarda çağlardı kûhken | Rast | Zincir | _ |
| Durmaz işler tâ ciğerden hançerinin yâresi | Rast | Sengin Semâî | _ |
| Muâllâ gavs-i sübhânî... | Rast | Düyek | Bahaeddin Efendi |
| Tevbe edelim zenbimize tübt ü İllâllah yâ Allah | Rast | Düyek | Kâmil Efendi (Şeyh) |
| Bir lâhza nihân olsa o mah-rû nazarımdan | Sabâ | Darb-ı Fetih (Ağır) | _ |
| Dağıtma ey sabâ geysû-yi yâri | Sabâ | Evsat | _ |
| Gûş etti "nây'ı" nâleler âğâze başladı | Sabâ | Yürük Semâî | _ |
| Kalmaz kararım ol büt-i mekkârı görmesem | Sabâ | Aksak Semâî | _ |
| Çıkmada âhım sipihr'e yine ol şeh nâz eder | Sipihr | Devr-i Revân | _ |
| Hâlât-ı dil'i benzetemem hâlet-i sihre | Sipihr | Yürük Semâî | _ |
| Vardım yanaşıp fülk-i şerâb ile suyunca | Sipihr | Aksak Semâî | _ |
| Yüce sultânım derde dermânım | Sûzidil | Hafif | Yûnûs Emre |
| Biyâ sâkî an mey ki hâl âverd | Sûznâk | Yürük Semâî | Hâfız-ı Şîrâzî |
| Dem-â-dem eyleriz tahsil-i ilme şevk ile gayret | Sûznâk | Sofyan (Ağır) | _ |
| Dil şevk-i lebet müdam dâred (KÂR-I ŞEVK-İ LEBET) | Sûznâk | Hafif | Hâfız-ı Şîrâzî |
| Ey vatan evlâdı sâdık kahraman ünvanlılar | Sûznâk | Sengin Semâî | _ |
| Gözüme külhan olur sahn-ı gülistan sensiz | Sûznâk | Zincir | _ |
| KÂR-I ŞEVK-İ LEBET (Dil şevk-i lebet..) | Sûznâk | Hafif | Hâfız-ı Şirâzî |
| N'eyledi gör bana ol mâh-ı mehi | Sûznâk | Sengin Semâî | _ |
| Sâlike olmaz âyân İllâllah Hû | Sûznâk | Düyek | Hakkı |
| Serde hevâ-yı kâkül dilde hayâl-i cânan | Sûznâk | Lenk Fahte | _ |
| Vakf-ı râh-ı aşkın etmişken bütün cân ü teni | Sûznâk | Ağır Aksak | Hüseyin Avni Bey(Yenişehir'li) |
| Şânına lâyık mıdır ey nâzenin | Şedaraban | Devr-i Hindî | _ |
| Bir nev-civândır âşûb-i candır | Şehnaz Bûselik | Yürük Semâî | Enderûnî Vâsıf |
| Feryâd ki feryâdımı gûş etmez ol sîmin-beden | Şehnaz Bûselik | Nim Sakîl-Berefşan | _ |
| Gönül âdâb-ı bezm-i işreti fağfurdan görmüş | Şehnaz Bûselik | Evsat | _ |
| Kul oldum bir cefâkâre cihan bağında gül-femdir | Şehnaz Bûselik | Yürük Semâî | _ |
| Nâz etse n'ola cihâne ol gül | Şehnaz Bûselik | Aksak Semâî | Ahmet Fasîh Dede |
| Bir muazzam pâdişahsın ki kulundur cümle şah | Şevkutarab | Evsat-Hafif | Selami Mustafa Efendi (Nakşî) |
| Aşk elinden âşıkı câm ile sahbâ söyletir | Tâhir | Muhammes | _ |
| Dil düştü yine şevk ile bir dilber-i nâza | Tâhir | Remel | _ |
| Diriğ etmez mey-i cevri sunar her lâhza cânânım | Tâhir | Aksak Semâî | _ |
| Gördükçe tehî sâgarı çeşmim dola düştü | Tâhir | Yürük Semâî | _ |
| Bülbül gibi dem-be-dem olmaz mıyım nağme-zen | Tâhir Bûselik | Ağır Aksak Semâî | Muhiddin Râif Bey |
| Ben ben değilim"Ben"dediğim sensin hep (Şarkı'da olabilir) | Uşşâk | Ağır Düyek | Mustafa Nakşî Efendi (Şeyh) |
| Ey Hûda'dan lûtf u ihsan isteyen | Uşşâk | Düyek | Abdurrahman Efendi(Nefeszâde) |
| Hak şer'leri hayr eyler | Uşşâk | Sofyan | İbrâhim Hakkı(Erzurumlu) |
| Kim olur zor ile maksûduna reh-yâb-ı zafer | Uşşâk | Aksak | Enderûnî Vâsıf |
| Peymân-ı dilberâna inanmam kefil ile | Uşşâk | Sakîl | _ |
| Severim gerçi seni bana vefâkâr olasın | Uşşâk | Aksak Semâî | _ |
| Şehinşâh-ı cihan-bân-ı risâlet şâh-ı zî-ünvan | Uşşâk | Düyek | _ |
Hazırlayan : Suat Yener